Haber Detayı
14 Ocak 2021 - Perşembe 13:30
 
Arap Baharının ilk devriminin üzerinden 10 yıl geçti
GENEL Haberi
Arap Baharının ilk devriminin üzerinden 10 yıl geçti

ANKARA (AA) - Yirmi yıldan uzun süre Tunusu demir yumrukla yöneten Zeynel Abidin Bin Alinin kitlesel halk gösterileri karşısında 14 Ocak 2011de devrilmesi sadece bu küçük Kuzey Afrika ülkesi değil, tüm Arap coğrafyası için yepyeni bir sayfa açtı.

Geçiş sürecinde yaşanan tüm zorluklara rağmen kişisel hak, özgürlükler ve demokratik alandaki kazanımlarını korumayı başaran Tunus, devrimin ekonomik beklentilerini somutlaştıramadığı için 10. yılına sosyoekonomik hoşnutsuzluğun gölgesinde giriyor.

Arap Baharı kapsamında halk ayaklanmalarının patlak verdiği diğer ülkelerse, Tunusun aksine kazanımlarını koruyamadan daha otoriter yönetimler ve benzer ekonomik sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kaldı.

Mısırdaki durum

Devrimin ikinci durağı Mısır, 30 yıllık Hüsnü Mübarek yönetiminden kurtulmasına rağmen geçiş dönemindeki çalkantılı sürecin ardından askeri darbenin kurbanı oldu.

Ordunun siyaset, ekonomi ve sivil toplum üzerindeki hakimiyetini daha da artırdığı Nil ülkesi, bugün neredeyse Mübarek dönemini aratan anti-demokratik atmosfer altında refahtan uzak ve daha fazla baskıyla yönetiliyor.

Monarşilerdeki durum

Ürdün ve Fas gibi kısmi temsil hakkı bulunan monarşiler bu süreçte yaptıkları göreceli anayasal reformlarla protesto dalgasını yatıştırırken, başta Suudi Arabistan olmak üzere, petrol zengini monarşi rejimleriyse vatandaşlarına sosyal refah yardımlarının musluklarını açarak devrim dalgasının ülkelerine ulaşmasını engellemeye çalıştı. Körfezdeki petrol zengini monarşiler, devrimlerin iktidara getirdiği ya da koalisyon ortağı yaptığı İhvan yanlısı hareketleri, ulusal güvenlik tehdidi kabul etti ve karşı devrimler için yoğun ve maliyetli bir çaba içine girdi.

Libya, Suriye, Yemen

Ancak devrim dalgası Libya, Suriye ve Yemene ulaştığında bölgeyi saran gerilim atmosferi, yerini dinmeyen kan ve gözyaşına bıraktı. Her üç ülkede devrim dalgası iç savaşa evrilirken neden olduğu şiddet ve insani kriz, komşu ülkelerin yanı sıra dünyayı da derinden etkiledi.

Son yıllarda Arap ülkelerinde 2011 yılındaki ayaklanmalara benzer taleplerle gerçekleşen kitlesel gösteriler, bu ülkelerdeki hükümetlerin sonunu getirdi ve bu nedenle Arap Baharının "artçı" protesto dalgası olarak gösterildi.

Söz konusu dalga Ürdün ve Sudana 2018, Cezayir, Irak ve Lübnana da 2019 yılında ulaştı ve baştaki isimleri koltuklarından ederek yeni isimlerin önünü açtı.

Tunusta başlayan ve birçok bölge ülkesine yayılan süreçle ilgili önemli gelişmeler ise şöyle:

Tunus: 14 Ocak 2011

Tunusta Muhammed Buazizi adlı bir gencin, seyyar satıcılık yaptığı arabasına el konulması ve yetkililerce uğradığı kötü muamele nedeniyle 17 Aralık 2010da kendini yakmasının ardından Tunuslular, kitleler halinde sokağa döküldü.

Tunusu 24 yıldır demir yumrukla yöneten Bin Alinin 14 Ocak 2011de yakın ailesini de yanına alarak ülkeden kaçmasıyla, Arap Baharının fitili ateşlendi.

Tunus, geçiş sürecinde yaşadığı sancılara rağmen iktidarın seçimlerle bir sonraki sahiplerine devredildiği bir sisteme kavuştu.

Arap Baharının beşiği Tunus, temel hak ve özgürlükler anlamında Tunuslulara birçok kazanım sunmasına rağmen, devrim ekonomik beklentilerin gerisinde kaldı. Yeni tip koronavirüs salgının derinleştirdiği sosyoekonomik sorunlar Tunusun kazanımları karşısındaki en büyük tehdit olarak gösteriliyor.

Mısır: 25 Ocak 2011

Arap Baharının ikinci durağı Mısırda 25 Ocak 2011de başlayan halk hareketleri üç hafta gibi kısa sürede 30 yıllık Mübarek iktidarının sonunu getirdi.

Adı pek çok yolsuzluğa bulaşan Hüsnü Mübarek 11 Şubat 2011de görevi bırakmak zorunda kaldı.

Ancak büyük umutlarla başlayan bu süreç, bir yıllık sivil yönetimin ardından 3 Temmuz 2013te ülkenin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursiye yapılan askeri darbeyle sonuçlandı.

Darbe sürecinde katledilen yüzlerce Mısırlının yanı sıra çok sayıda tutuklama ve idam kararları alındı. Ordu, siyaset üzerindeki etkisini artırarak muhaliflere karşı baskıcı bir kampanya yürüttü. Ekonomik olarak giderek fakirleşen Mısır, Arap Baharı sürecinin ardından terör eylemlerine de sahne oldu.

Yemen: 27 Ocak 2011

Yemeni 1978den beri yöneten Ali Abdullah Salihe karşı 27 Ocak 2011de başlayan halk ayaklanması, Salihin görevden çekilerek yerine yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadinin geçmesi ve ardından Hadinin 21 Şubat 2012de tek aday olarak girdiği seçimlerde ülkenin yeni Cumhurbaşkanı seçilmesiyle sonuçlandı.

Ancak güvenlik boşluğu nedeniyle El Kaide gibi örgütler ülkede faaliyetleri için alan buldu. Yönetim boşluğundan faydalanan Husiler de başkent Sanaya ilerleyerek hükümete darbe yaptı.

Suudi Arabistanın başını çektiği askeri koalisyonun 26 Mart 2015te Yemene askeri müdahale kararı ise ülkedeki iç savaş için kırılma noktası oldu.

Ülkede temiz su, gıda ve sağlık gibi temel hizmetlerin eksikliğinin yol açtığı kolera, çok sayıda Yemenlinin hayatına mal oldu. Salgın hastalıklar, yerinden edilmiş milyonlarca insanın hayatını tehdit etmeye devam ediyor.

Yemende açlık ve hastalıklar nedeniyle yaşanan dram, Birleşmiş Milletler tarafından "dünyanın en büyük insani felaketi" olarak adlandırılıyor.

Bahreyn: 14 Şubat 2011

Körfez ülkeleri arasında halkın çoğunluğu Şii olan ancak Sünni bir monarşiyle yönetilen Bahreyne, 14 Şubat 2011de ulaşan yönetim karşıtı ayaklanmalar, hükümetin sert müdahalesiyle karşılaştı.

Protestoculara yönelik şiddetli müdahaleler sonucunda ölü, yaralı sayısı ile tutuklamalar artarken gösterilere katılım da arttı. Yönetim, gösterileri bastıramayınca Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 14 Mart 2011de Bahreyndeki gösterilere ortak askeri güçle müdahale kararı aldı.

Suudi Arabistanın öncülüğündeki askeri müdahale sonunda gösteriler bastırılırken bu durum gelişmeleri yakından izleyen İranın tepkisine neden oldu.

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife, Mayıs 2012de aldığı kararlarla ülke anayasasında değişikler yaparak talepleri karşılamaya çalıştı. Ancak Bahreyn yönetiminin ülkedeki muhalif gruplara karşı baskısı devam ediyor.

Libya: 17 Şubat 2011

Libyada 42 yıl boyunca iktidarını koruyan Muammer Kaddafiye karşı başlatılan gösterilere, yönetimin cevabı sert oldu. Gösterilerin 17 Şubat 2011de silahlı mücadeleye ve sonrasında iç savaşa evrilmesinin ardından 19 Mart 2011de Fransanın başkenti Pariste düzenlenen toplantıyla "uluslararası müdahalenin" yolu açıldı.

Arap Baharı isimli sürecin hafızalarda iz bırakan en önemli sahnelerinden biri de devrik lider Kaddafinin 20 Ekim 2011de Sirtede öldürüldüğünü gösteren görüntüler oldu.

Ülkedeki çalkantılı durum 7 Temmuz 2012deki seçimlerle bir süre aşılsa da ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter, yönetim boşluğundan yararlanarak kontrol ettiği alanı genişletmeye çalıştı.

Ülkedeki istikrarsızlığa çözüm için başlatılan birçok uluslararası siyasi girişim ve diyalog çabasının altını oyan Hafter, yurtdışından aldığı askeri, siyasi ve mali destekle topladığı milislere Nisan 2019da başkenti ele geçirmek için emir vermesiyle petrol zengini ülkesini yeniden şiddet sarmalına sürükledi.

Libyanın BM nezdindeki meşru hükümeti, Türkiye ile Kasım 2019da deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, askeri ve güvenlik işbirliği mutabakat muhtıraları imzaladı.

Türkiyenin de desteğiyle Libya hükümeti, 2020 yılının ilk yarısında, Hafter ve uluslararası destekçilerini ülkenin batısından çıkarmayı başardı ve çatışmalara denge getirdi. Ülkedeki krizin siyaset yoluyla çözülmesi için diyalog çabaları devam ediyor. Ancak, Hafterin kontrolündeki milislerinin silahlarını ellerinde tutması nedeniyle ülkedeki güvenlik ve istikrara ilişkin kaygıları sürdürüyor.

Suriye: 15 Mart 2011

Suriyenin Dera şehrinde 15 Mart 2011de başlayan barışçıl protestolar daha sonraki süreçte Beşşar Esed rejiminin kanlı müdahalesiyle yerini yıllardır süren iç savaşa bıraktı.

İç savaşta şu ana kadar büyük çoğunluğu rejim ve rejime destek veren güçler tarafından düzenlenen saldırılarda olmak üzere yüzbinlerce sivil katledilirken, milyonlarca Suriyeli yerinden edilerek sığınmacı durumuna düştü.

Uluslararası güçlerin askeri hesaplaşma alanı haline gelen Suriyede, çatışmalar devam ediyor. Suriyede sonuçlanamayan savaş, bölge ve komşu ülkeler için de istikrarsızlık unsuru olarak öne çıkıyor.

Muhabir: Enes Canlı

Kaynak: Editör: 7/24.tv Haber Merkezi
Etiketler: Arap, Baharının, ilk, devriminin, üzerinden, 10, yıl, geçti,
Yorumlar
Haber Yazılımı